August 08, 2011

İtaat


Peşimdesin..At sineği gibi yapışıyorsun yakama...Üstümden pislik akıyor...Tiksiniyorum kendimden...Kaldırımlar bozuk, kaldırımlar kırık...Peşimi bırakmıyorsun...

“Beni tanıdın mı?” diyorsun. “Bilmiyorum” diyorum. “Ben...” diyecek oluyorsun...”Sus” diyorum...”Umrumda değilsin”..Defol git başımdan..” Koşar adım uzaklaşıyorum kırık kaldırım taşlarından...Takip ediyorsun biliyorum...Nefes almamaya özen gösteriyorum..Şişiyor boynumdaki damarlar...Öleyazıyorum da ölemiyorum bir türlü...

“Bak” diyorsun ben süslü lokantaların önünden geçerken, kenarda duran şişman kadına. “Ne var o lanet kadında?” diyorum. “Bak” diyorsun, “iyi bak”. Bakıyorum...Kadın, çöp artıklarını karıştırıyor, bulduğunu midesine tıkıştırıyor. “Hasiktir” diyorum..”Ha sktr...Hepiniz sktirin gidin..”

Ötede bir müzik çalıyor...”Hayat güzeldir”...”Hasktir..Sana güzel olmalı..”Soğuktan titriyorum, titremekten vücut dengem yitiyor. Dişlerim gıcırdıyor..Hayat güzeldir...Eminim..Peşimdesin....Ensemde hissediyorum nefretini...Git başımdan...

Koşarak uzaklaşıyorum oradan. Kaçmaya çalışıyorum nefesimden. İzbe bir binanın en üst katına koşar adım çıkıyorum..Merdivenleri üçer, beşer tırmanıyorum...”Tamam” diyorum “artık senden kurtuldum”...”Gelme benimle”...Tırabzanın aralığından aşağı bakıyorum...Gözgöze geliyoruz..İçim gidiyor...Titriyorum...Nesin sen?

Kaçmaya çalışıyorum..Nafile..Ayak seslerin her adımda kuvvetleniyor...Küfrediyorum sana anlamıyorsun..Kibarca diyorum “siktirip gider misin?” Kalbim duracak gibi..Kapana sıkışmış küçük bir lağım faresi gibi hissediyorum...Kaçmak zorundayım...Sesin kesiliyor bir süre sonra...”Tamam” diyorum “anladı ve gitti”...Oh..sonunda...Çıkartıyorum aletimi ve işemeye başlıyorum...Sıcacık idrar, sarımtırak bir renkte...Isınıyorum...İdrar yayılıyor zemine...Yavaşça akıyor ve gidiyor...Hayallerim gibi...

İniyorum basamaklardan...Basamak basamak iniyorum..Bir esrarkeş sızmış...Üstünde at sinekleri geziyor. Ağzı burnu kan içinde. Tiksiniyorum.

Biliyorum orada bir yerdesin...Nerdesin?

Çıkıyorum sokaklara yine...İçim rahat...Yoksun...olsun...


Karanlık bastırıyor...Karanlığa sövmeye başlıyorum...Karanlığı sevmiyorum..Sen şimdi herhangi bir yerde olabilirsin...Birden “hey” diyorsun, “naber?”  “Hasiktr” diyorum..Her şey yeniden başladı...”Sadece bak” diyorsun...”Tamam” diyorum...”Nereye?”

Üstgeçiti gösteriyor pis elleriyle..Üstünde koyu renk bir pardesü...Gözleri kan çanağı...”Uyumadın mı sen?” “Sana ne” diyor...”Pekala”..”Oraya çık ve insanları izle”...”Niçin?”  “Dediğimi yap”...”Sen kimsin?” Başımı ona çevirdiğimde vücuda gelmiş halini göremiyorum...Sesi de gidiyor bir süre sonra...

Çıkıyorum üst geçite..Hava karanlık...Caddeler aydınlatılıyor yapay ışıklarla.. Geçitten geçen yok...Tek başımayım...Yalnız...Dudağımın ucuna bir şarkı geliyor..Mırıldanmamı istiyor...İstemiyorum...”Bak” diyor..”Dikkatlice”...”Tamam be” diyorum...”Aptal mıyım ben?” “Aptalın dik alasısın”...

“İnsanlar yürüyorlar caddelerde...Gülüyorlar..Ağlıyorlar..Bağırıyorlar, çağırıyorlar...Kendilerine biçilen rolleri oynuyorlar...” “Görüyorum” diyorum...”Kör değilim”...”Pekala, nedir senin derdin?” “Derdim yok...Ben kimim biliyor musun?” “Bilmiyorum”...”Ben...””Sus” diyorum...”Cehennemin dibine git...”

Suskunluk...Nedamet içindeyim..Seni kırdığımı düşünüyorum...”Özürdilerim...Öyle demek istemedim..Kahretsin...Neredesin Allahın belası?”...Senden ses gelmiyor...Yağmur başlıyor...Sırılsıklam oluyorum...Ağlıyorum..Gözyaşım...tuzlu ve acı..Soyunmaya başlıyorum...Çırılçıplağım artık...Yüzlerce şemsiye gidiyor caddelerde...İzliyorum...Yağmurla sevişirken gülümsüyorum...

Çırılçıplağım...Islak ve hassas...”Nerdesin?” tirtir titriyorum ansızın...Bir şarkı duyuyorum uzaklardan...”Hayat güzeldir”..”Hasktr...Hayat size güzel..”.Üstüme elbiselerimi geçirdiğim gibi koşmaya başlıyorum...Yuvarlanıveriyorum merdivenlerden...Yığılıp kalıyorum yol kenarına..Bayılıyorum..Zaman mefhumu kayboluyor...Gözlerimi açıyorum..Başucumda sen...”Kimsin sen? Nesin? Yoksa....”

“Yıllardır görmediğin babanım” diyor...”Hasktr” diyorum..”Şakanın sırası mı ahbap?” Yaptığı iğrenç esprinin farkında ve mahçup. “Pardon” diyor.. Ben “şeytan...” “Hmm sensin demek...” Evet...Güzel..Senin şeytan olduğunu anlamıştım...Ne istiyorsun benden?” “Sadece bak ve bana itaat et.”

İçim ürpererek uyanıyorum yığıldığım yerde.Başım ağrıyor...İnsanlar geçiyorlar...Güneş, ışıklarıyla dövüyor yüzümü...Şeytanı düşünüyorum...İçimde bir yerde olmalı...Nefesini hissediyorum...Gece, bedenimi ele geçirmiş olacak...İki can taşımanın ağırlığıyla doğruluyorum...”Aferin” diyor...”Acıktım, bir şeyler yiyelim...” “Tabiiki patron” diyorum.. Bakıyorum, insanlar itaat ediyorlar...


=========================
14 Kasım 2009 Cumartesi 01.25

No comments:

Post a Comment